3 yorum var - 17 Haziran 2008 19:49
Rüyalarda yaşayan kadınlara yazmak çok zordur.
Elleri uzak nefesi uzak güneşi uzak yıldızı uzak.
Yüklemsiz cümleler kurarsın kimi zaman hiçbir anlam veremezsin içinde kopan sessiz fırtınalara
Anlatayım dersin anlattığımda diner dersin anlatamazsın akşamlar haricinde hiç kimseye.
Sessiz bir sokakta sensizliği oynarsın
Hangi sokağa girsen sanki karşına çıkacakmış gibi düşünür
Hiçbir sokakta ona ait bir şey bulamazsın.
Yorulursun
Arkanı dönüp baktığında gezdiğin sokaklarda kıyamet koptuğunu göreceğini düşünürsün
Oysa kopan tek kıyamet göstergesi yüzündür.
Aynalar hep doğruyu söyler sana
Şiddetli depremleri taşıyamayan binalar gibi bir yük biner omuzlarına
Binen yükün adı düştür.
Çocukluğunu düşünürsün kimi zaman ama tertemiz bir çocuk gibi düşündürmez artık hiçbir düş onu sana.
Her rüzgar da kokusunu ararsın, hiçbir rüzgar yüzüne doğru esmez. Hep sırtın üşür, ısıtamazsın kendini onsuz yokluklarda.
Yağmurlarda ıslanamazsın eskisi gibi çabucak kaçarsın altından
Ya yıkayıp atarsa onu üstümden diye korkarsın
Korktuğun onun gitmesi değil onsuz yağan yağmurları sevmemendir aslında.
Cümle kurmak için kelimelerinin tükendiğini ancak ona dair bir anı dahi olmasına imkan yokken, bir şeyler konuşup bir şeyler anlatırken karşındaki insanın ‘iyi misin ? ‘’ sorusu ile susup kaldığını anlarsın
Dalıp gittiğin uzağın adı mutluluktur.
Mutluluğun hep diğer yüzünü tanırsın, bu yaşına kadar tanıdığım mutluluk bu değil dersin.
Diğer mutluluğu zaten çoktan kaybetmişsin.
Düzenin bir parçası olduğunu bir tek ben değilim ki umutsuz olan diye hayıflanırsın kendi kendine.
Nefret edersin tüm benliğinden
Nefret ettiğin aslında odur!
Ona kıyamazsın
Yine kendine kızarsın
Kendine kıyarsın.
O mutlu olsun
Ben ise!
Olsun kısmını alayım dersin içten içte.
Olsun…